Tüm yazıları admin

TÜRMOB Hakkında

1800’lü yılların ikinci yarısından itibaren ekonomik hayatta yaşanan gelişmeler iktisadi hayatın var olmasıyla ortaya çıkan kayıt tutma mesleğinin yeni bir boyut kazanarak muhasebe mesleğine dönüşmesine neden olmuştur.

Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmında muhasebe meslek mensupları, vergi sistemlerinin başarısında vazgeçilmez unsurlar olarak kabul edilmişlerdir. İngiltere 1870, Fransa 1881, ABD 1886, Hollanda 1895, Almanya 1899, İsviçre 1941, Arjantin 1945, Brezilya ve Meksika 1946, Hindistan 1949, Yunanistan 1950, Nijerya 1955 yılında mali müşavirlik ve muhasebecilik mesleğini kanunla düzenlemişlerdir.

Ülkemizde yıllar boyunca ekonomik faaliyetler azınlıkların elinde bulunmuştur. Kurtuluş savaşının ardından ülke yanmış, yıkılmış, ekonomik faaliyetleri yürüten azınlıklar yurdu terk etmiş, ülkemiz insanı yılgın ve yorgun düşmüştü. 1923’te Cumhuriyeti kuranların ve onu, ekonomisi güçlü, çağdaş bir ülke yapmaya azmetmiş olanların işleri gerçekten güçtü. Atatürk’ün eşsiz liderliğinde, yılgınlığı üstünden atan halkımız, hızlı bir kalkınma hamlesi başlatmış ve 10 yıl gibi kısa bir süre için de, ülkemizi temel mal ve ihtiyaçları üretebilen ve dışarı ya muhtaç olmadan yaşayabilecek bir yapı ya ulaştırabilmişlerdir.

İzmir İktisat Kongresi,İşBankası’nın kuruluşu,1925 Vergi reformu, aşar vergisinin kaldırılması, kazanç vergisi, 1930’da Merkez Bankası’nın kurulması,peşinden Sümerbank, Etibank gibi iktisadi kuruluşların kurulması Türk iktisadi hayatının gelişiminde temel taşları oluşturmuştur.

İktisadi hayatın gelişmesi ve modern devlet sistemine geçiş muhasebe mesleği ne olan ihtiyacı artırmıştır. Muhasebe ve vergi işleri ile uğraşanlar kendilerine; mali müşavir, uzman muhasip, vergi uzmanı, serbest hesap uzmanı gibi çeşitli unvanlar vererek çalışmışlardır. Bu meslek mensuplarını, bir örgüt etrafında toplayarak belirli nitelikler kazandırmak, düzenli ve seviyeli bir hizmet anlayışı etrafında birleştirmek çabalarının oldukça uzun bir geçmişi vardır. 1932 yılından başlayarak mesleğin düzenlenmesi amacıyla çeşitli tasarılar hazırlanarak yasama organına sunulmuştur.

1942 yılında Eksper Muhasipler ve İşletma Organizatörleri Derneği, 1967 yılında Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği, 1974 yılında Türkiye Muhasebeciler Dernekleri Federasyonu, 1976 yılında Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği kurulmuştur.

Yıllardır verilen mücadelelerin sonucunda çağdaş dünyanın vazgeçilmez unsurlarından biri olan mali müşavirlik mesleği 13 Haziran 1989 tarihinde yayınlanan 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile yasal statüsüne kavuşmuştur. Meslek camiası yıllardır verilen mücadelenin sağladığı birikimle kısa sürede örgütlenmesini tamamlayarak odalarına ve odaların üst birliği olan TÜRMOB çatısı altında toplanmışlardır.

Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirmede Vergisel Avantajlar;

Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirmede Vergisel Avantajlar:

KOBİ’lerde tam mükellef kurumlar vergisi mükellefleri arasındaki devir yoluyla birleşme ya da tür değiştirme, vergisiz birleşme ya da tür değiştirme olarak ifade edilmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre mal varlıklarının başka bir şekilde devrinde emsal bedeller esas alınarak kurum matrahı oluşturulmamakta, kurumlar vergisi uygulanmamakta ve diğer şirketlerin hisselerinin ortaklara verilmesi kar dağıtımı sayılmamaktadır.

Birleşme, bölünme ve tür değiştirmelerde mal ve hakların devrinde KDV’den istisna edilecek kısmî istisna uygulaması nedeniyle devir eden kurumda daha önce bu mal varlıkları nedeniyle indirim konusu yapılan KDV’lerin hesaplanan KDV’ye dahil edilmesi yoluna gidilmemektedir. Henüz indirim konusu yapılmamış devreden KDV’lerin de devir alan şirketler tarafından indirim konusu yapılabilmesi olanağı bulunmaktadır.

Devir, bölünme, tür değişikliği işlemleri nedeniyle düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden istisna edilmektedir. Bu tür kağıtların noter işlemlerine de harç istisnası uygulanmaktadır. Devir, bölünme ve tür değişimi sonucu tapuda yapılan işlemlerde de harç istisnası uygulanmaktadır.

Ayrıca kurumlar vergisi kanununa göre; devir alınan kurumun devir tarihi itibari ile öz sermaye tutarını geçmeyen mali zararları ile tam bölünme işlemi sonucu bölünen şirketin öz sermaye tutarını geçmeyen kurumlar vergisi beyannamelerindeki mali zararları, devir alan kurumlar tarafından (varsa kendi bünyelerinde oluşan zararların yanı sıra) kurum kazançlarından indirilebilmektedir.

Özellikle Yeni TTK’nın yürürlüğe girmesi ile ve ikincil mevzuatın da yayınlanması ile birlikte şirketlerin birleşme, bölünme ve tür değiştirme konularında daha esnek bir yapıya sahip oldukları görülmektedir. Bu nedenle şirketlerin mevcut durumlarını gözden geçirip değişik birçok nedenle birleşme, bölünme ve tür değiştirme ihtiyaçlarını analiz etmeleri ve var olan avantajlardan faydalanmaları kendilerine ciddi faydalar sağlayacaktır.